Archive for 'ART/sanat: introspection'

Bismillâh ir-Rahmân ir-Rahîm

admin August 5th, 2010

kufi-besmele
Kûfi Besmele, composition date,1973
.
“My friend Prof. Dr. Yumuşhan Günay mentioned to me once that this kûfî besmele design was closely resembling Alhambra architecture: & then, I have found & checked this photo & believed  it to be true.”
.
Bu besmeleyi Aydın Bolak’ın siparişi üzerine, 1973 te yazmıştım. Ancak sonraki bir tarihte besmeleye, Hüve allah, muhammmed, ebubekir, omer, osman, ali kelimelerini de eklemişim. Her nasılsa bu biçimini kaybetmiştim. 2008 de, arkadaşım Prof. Dr. İbrahim Yekeler dedi ki, “ben senden bu besmelenin bir kopyasını almış ve saklamıştım; şimdi, ablam bu besmeleye tezhib yapmak istiyor.” böylece 35 yıl sonra bu besmeleyi yeniden bulmak beni ‘öldükten sonra dirilmiş gibi’ sevindirdi ve şimdi  “Hüve allahü” ibaresi yerine “allah” lafz-ı celâlini iki kere yazmak suretiyle (allah allah) orta kısımdaki yazının birinci kısmını azıcık tashih ettim. Besmeleyi Edibe Yekeler tarafından kat’ı usûlü ile süslenmiş biçimi ile birlikte takdim ediyorum. Bu Besmelenin bir diğer mühim hâtırası da şudur. İstanbul’a gidip Besmele siparişini teslim ettikten sonra, bir kopyasını da Enderun Sahafiye’ye hediye etmiştim. Derken, günlerden bir gün Enderunda, Allah ganî ganî rahmet etsin, Prof. Dr. Kaya Bilgegil’in sohbetini dinlerken, dükkanın duvarındaki bu besmele Hoca’nın dikkatini çekip, “bunu kim yazmış?” diye sordu. O zaman, orada bulunan  arkadaşlardan  Mustafa Uzun (şimdi İlahiyat Fakültesinde profesör), beni hocaya tanıştırdı. Sohbetin sonunda rahmetli kartını vererek Erzurum Edebiyat fakültesinde Dekan olduğunu ve beni fakülteye alacağını söyledi. Bu besmelemizin bereketi sayesindedir ki, 1976′da Edebiyat Fakültesinde Paleografya (eski kitabe ve yazılar) uzmanı ta’yin edildim. “Hâzâ min Fazli Rabbî” (İşte bu Rabbimin Fazlındandır).

Şâhid-i ma'nâ

İnsan, Varlık ve Zaman

Fâtiha tezhîbi, 1977

admin August 29th, 2009

fatiha-tezhibi1

.

nokta-i suğrâ

admin August 16th, 2009

nokta.

Şahin Uçar’ın, Süheyl Ünver Hocadan ders aldığı yıllarda, tıp tarihi enstitüsü atölyesinde kendi kompozisyonu olarak yaptığı ilk deseni budur. Sene 1971. Dergah Yayınevinin Türk Edebiyatı Ansiklopedisindeki “nokta-i suğra” maddesinde de bu desenin siyah-beyaz bir fotoğrafı vardır.Peyâmi Safâ’nın “Sanat, Edebiyat, Tenkit” kitabının  kapak deseni olarak basılmıştır, 1972; ayni desen daha sonra, Şahin Uçar’ın  “Varlığın Anlamı” kitabında kapakdeseni olarak tekrar kullanılmıştır, 2007.

album

A’râf

admin July 30th, 2009

Vaktâ ki kadem bastı bu dünyâ üzre âdem
Her lahza geçen ânı unutmakta dem-â-dem

Bir nağme ki her dem değişir kalbi zamânın
Efsûs geçen günleri kalbim unutursun
Yâdında kalır belki şiir kalb-i zamânın

Yâdında kalır belki şiir söylediğim gün
Efsûnü geçen demlere kalbim gibi hem-dem
Bir tortu kalır gerçi kadehinde bu ömrün

Son şarkısı aşkın ve şarâbın unutulsun
Ben şîşeyi çaldım taşa… kalbim de kırılsın
Hâtırda bu tortû bu kırık câm ile kalsın

Her lahza dem-â-dem unutur kalbi: zaman bu
Kaybettiği Cennet’te geçen günlere dönmez
Bir ân-ı tahattur idi: A’râf… Unutuldu…

Her lahza geçen ânı hatırlar da dem-â-dem

Hayfâ ki kadem bastı bu dünyâ üzre âdem

1998

Şeydâ Dîvânı’ndan bir Gazel

Rahmetli Prof. Dr. Kaya Bilgegil ile 1974′te Enderun Sahafiye’deki kufi besmelem vesilesi ile ilk defa tanıştığımız sohbet esnasında okuduğum gazel.

kaamet-i dildâr aceb tûbâ mıdır
ol hırâmân serv-kâd cânâ mıdır

tâ ezelden rû-nümâ peymânede
gördüğüm hüsn ol gül-i ra’nâ mıdır

bilmezem dünyâ vü mâ-fîhâ nedir
“lâ” mıdır “illâ”  mıdır “leylâ” mıdır

ser-hoşam döndükçe dünyâ bâşıma
dil kıyâm etmekde bi-pervâ mıdır

yâ niçün dönmektedir çarh-i ezel
âşık-ı zârın gibi şeydâ mıdır

1971

MÂYÂ

Dünyâ-

ılık bir deniz:

yüzüyorum, uçsuz bucaksız

denizde balık – balıkta deniz

elsiz-ayaksız

ağızsız-dilsiz

kimsesiz

yönsüz….

Mâyâ-

bir rûyâ görüyorum:

denize giriyor kan rengi güneş

yüzüyor güneş;

yüzüyorum.

batıyor güneş;

uyuyorum.

uyuyor deniz;

sensiz….

Atmân-

sonsuz bir okyanus:

İçimdeki “Sonsuz Ben”

ben denizde yüzerim- deniz de bende yüzer

sonsuz….

Moksâ-

şarkı söylüyor deniz kızları:

çığlıkları ümitsiz

sesleri tîz

duyulmuyor sözleri

görünmüyor yüzleri

sessiz-soluksuz deniz

bensiz…

Nirvânâ.

1986